2 Ekim 2014 Perşembe

Değeri en bilinmeyen şehir: Kraków ve asla aklımdan çıkmayacak Auschwitz-Birkenau

Avrupa'da Varşova'dan sonraki ilk durağım Kraków'du. Krakow Polonya'nın eski başkenti, gerçek ten de başkent gibi şehir. Polskibus'tan biletlerimizi kampanyalı aldıktan sonra 6 saatlik yolculuğun ardından akşam saatlerinde Kraków'daydık. Kaldığım hostelin ismi Dizzy Daisy Downtown Hostel'di. Otobüsten inince hostele biraz yürüme mesafesi vardı , yol üzerinde gelirken bir tourist informationdan şehir haritası alıp hostelin adresini sorduk ve görevli harita üzerinde işaretleyip vermişti. 12 kişilik karma bir odada daha önce hiç kalmamıştım . Normalde ses,ışık gibi etkenlere pek aldırmadan uyurum fakat o gece... Uyuyamadım. Adam uykusunda boğuluyo gibiydi horlamasıyla Ne kadar ses yapsam da uyanmadı . Sabah erken uyanıp yeni yerlerin keşfine çıkacağımı bilmek beni heyecanlandırıyor, uyumaya zorluyordu. Uyandığımda saat 9'du . Kahvaltımı yaptıktan sonra günün ilk yarısını Auschwitz-Birkenau toplama kamplarına ayırmıştım. Yaklaşık bir saat süren yağmurlu bir yolculuk sonrası ilk kampa gelmiştim. O günkü havanın kasveti ve yağmuru orada zamanında yapılan katliamların hüznünü , küçük çocukların, kadınların ve yaşlıların umutsuzluğunu içime işliyordu. Kapısında Almanca "Arbeit macht frei" yani çalışmak özgür kılar anlamına gelen söz.. Sıralanmış bloklar, kasvetli hava , resmedilmiş katliamlar , ölüm duvarı...    
 
1940 yılında kurulan Auschwitz I kampı Oswiecim yakınlarındadır. Binlerce insanın yakılıp , gazla boğularak öldürüldüğü kamp...  Cyclon-B gazı ile gaz odalarına giren insanların , krematoryumlarda acıyla can veren "büyüyemeden ölen küçük çocukların" hüznü var bu kampta.  Bu bloklar arasında en takma adı "Ölüm Meleği" olan Josef Mengele tarafından 10. Blok'ta bebekler, ikizler üzerinde bilimsel olmayan araştırmalar yürüttü ve yetişkinler üzerinde zorunlu kısırlaştırma, hadım etme ve hipotermi deneyleri gerçekleştirdi. Böylesine cani sistematik vahşetle öldürülen ve işkence edilen insanların yaşadığı işkence gördüğü yerlerde yürüdüm 2 saat boyunca...

Solda Cyclon- B gazı ile insanların katledildiği , sağda ölümcül deneylerin insan üzerinde denendiğini gösteren fotoğrafları var.

 Blokların içine girdiğimizde daha da ürpertici ve üzücü havayı içime çekiyorum. Saçlarında Cyclon-B gazına rastlanan zavallı insanların saçları ve o saçlardan yapılmış dokuma ürünler . Nasıl yapar insan insana bunları, nasıl içine siner küçücüki günahsız çocukların hayallerini öldürmek...

Hayat Güzeldir(La vita è bella) filminde izlediğim , Giosuè ve babasının gecelerini geçirdiği yatakhanelerin gerçeklerini yakından görmek yaşanaların acımasızlığını yeniden gözler önüne seriyordu. Daha sonra iki kamp arasında çalışan shuttlebus aracılığıyla ücretsiz diğer kampa geçtim. Burada tanıştığım bir gezgin de bu acıların yeniden yaşanmaması ve yaşanılan gerçekleri yakından görmek istemesi hakkında konuşurken buradan sonraki rotasının Normandiya Çıkarmasının yaşandığı yere gitmek olduğunu söyledi. İşte Auschwitz II kampından birkaç görüntü..
Beni en çok etkileyen bir oda var Auschwitz'de . Bence amacına ulaşmış. Bembeyaz bir oda içinde çocuk hayallerini,  çizimlerini barındıran duvarlar. Güzel bir akustik sağlanmış bu odada sanki çevrenizde çocuklar geziyormuş gibi umutlu, büyüymemiş çocukların sesleri çınlatıyor kulaklarınızı. 


Hangi statüde,ideolojide,renkte,ırkta olursanız olun mutlaka gezilmesi gereken ve geleceğimizle köprü kurmak için ziyaret edilmesi önemli olan bir müze Auschwitz. Krakow'dan bu yazıda çok bahsedemedim, Auschwitz ağır bastı biraz , gelecek yazıda Krakow'daki Wawel Kalesi, Old Town, Rynek Główny ve bir çok yerinden bahsedeceğim. 

1 Ekim 2014 Çarşamba

Varşova'da gezintiler...

Politechnika Warszawska... Günlerdir anlaşmak için uğraştığım, bu süreçte her gün Erasmus koordinatörümün kapısını eskittiğim , sabırla beklediğim okul. Ders kayıtları,ekle silleri,ders saatlerinin çakışması yeniden düzenlenmesi... Nihayet tüm derslerim tamamdı ve ilk derse girmeye hazırdım. İlk dersim Intellectual Propert Law'du. Bu ders genellikle konuşma ağırlıklı marka , etik davranışlar, lisans ve telif hakları ile ilgili bir dersti . Seviyordum bu dersi çünkü Erasmus programının bizlere artı olarak kattığı İngilizce konuşmayı pratikleştiriyordu.

 



 Politechnika Warszawska'dan bir kaç fotoğraf


Derslerde ilk başta çok zorlanmıştım fakat hocalar proje verdikçe daha rahat oluyordu . Bu rahatlama en büyük tutkum olan seyahat için zaman yaratmış olmamı farketmemi sağladı. Bir yandan ilk nereye yolculuk etsem ,hangi ülkeyi keşfetsemplanları yaparken bir yandan da Varşova içinde bazen mentörüm Bury'le bazen de tek başımıza keşifler yapıyorduk.Łazienki Park!Varşova'nın en geniş parkı, Kral Stanislaw için 1790 yılında barok stilde Tylman van Gamere tarafından dizayn edilmiştir.İçinde yazlık olarak kullanılan bir saray var. Bahçede tavuskuşları, kocaman parkın içinde insanlara çok sıcak olan sincaplar :) harika büyük yemyeşil şehrin ortasında leziz bir park.. 


Bu parkta ünlü müzisyen Chopin'in heykeli bulunmaktadır. Annesi Polonyalı,babası Fransız olan Chopin 1810 yılında Polonya'da doğmuştur. İlk olarak "Pianist" filmi ile eserlerini dinledimiştim Chopin'in. Paris'te ölen ve mezarı orada bulunan ünlü müzisyenin kalbi Varşova'da bulunan Holly Cross Kilisesi'ne öldükten sonra vasiyeti üzerine getirtilmiştir. Chopin'in kalbinin bulunduğu kolonun ve kilisenin resmi aşağıdadır.

Stare Miasto yani Old Town... Varşova'nın II.Dünya savaşında yerle bir olmasından sonra yeniden aslına bağlı kalınarak yapılmasının bize sağladığı en güzel tarafı sanki o çağlara yolculuk yapıyor gibi hissetmemizdir. Bir çok kafenin ve restaurantın bulunduğu Nowy Swiat caddesinde yürürken alışveriş yapabileceğiniz mağazalar, hediyelik eşyalarla dolu vitrinler göreceksiniz. Bu caddenin sonu sizi Plac Zamkowy(Zamkowy meydanı) denen meydana çıkartır. Bu meydanda başkenti Krakow'dan Varşova'ya taşıyan 3.Zygmunt sütunu ve Kraliyet Sarayı (Royal Castle) karşılıyor. Bu alanda genellikle eğlenceli.renkli ve müzikli gösterilere rastlayabilirsiniz. 
Çinli arkadaşımız Yahuan ile birlikte :) Zygmunt sütununun önünde




Sağda renkli bir akşam gösterisi :)









Solda Plac Zamkowy'deki Kraliyet Sarayı: Bugün saray müze olarak kullanılmaktadır.
Buradan biraz daha ilerlediğimizde ise Old Town'a geliyoruz. Art Nouveau tarzda süslenmiş olan binalarla çevrili bu güzel meydanda bir akşam yemeği yerken güzel atmosferin tadını çıkartabilirsi-
niz.Varşova'ya ilk geldiğimde mentorumle gitmiş olduğum Restauracja Bazyliszek bu meydanda. Polonya'nın kendine has olan bizim mantıya benzer Pierogilerini burda tadabilirsiniz. O zamanlar kış mevsimi hava çok soğuk ve bu meydanda harika bir buz pisti vardı. Tadını çıkartın :)
 



Meydanın ortasında şehri koruduğuna inanılan deniz kızı heykelini görebilirsi-
niz.








Şurda köşede gördüğünüz ev Varşova'nın en dar evi :) Savaşta %95'i yıkılan bu ev yeniden inşa edilmiştir. Çok da tarihi sayılmaz fakat güzel bir ayrıntı ve aslına bağlı kalınarak inşa edilmesi sevindirici :)
Buradan ilerlediğimizde Barbakan Warszawski yani eski şehir surlarını görüyoruz. Akşamüzeri burada yürürken ışıklandırma ve müziklerle ortaçağı yaşıyorum sanki :) Resim çizen sokak ressamları,heykeltraşlar,müzisyenler ve surlar ...
 

Barbakan'a giderken bir kaç kare...






5 aylık süreçte sevdim Varşova'yı. Madam Curie, Adam Mickiewicz, Frédéric Chopin, Nicolaus Copernicus, Roman Polanski gibi bir çok bilim insanı, müzisyen, sanatçı ve şairleri bulunan Polonya. Anlatılacak çok yer , çok hikaye var fakat yolunuz düşerse Varşova'ya uğramanızı mutlaka tavsiye ederim.